REHBERLiK

ADAPTASYON SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER VE ÖNERİLER


Okul öncesi kurum, çocuğa okul kavramını veren ilk yerdir. Çocuğun buradaki denemeleri başarılı, anlamlı ve mutlu olursa, çocuk öğretmenini, arkadaşlarını, çalışmalarını severse, ilköğretime olumlu duygularla dolu olarak gider ve başarılı olma olasılığı artar (Tor, 1997). Bu bağlamda çocuğun okul öncesi kuruma başlama döneminde aile ve öğretmene çok büyük sorumluluklar düşmektedir.


Okula geldiği ilk günlerde çocukların büyük bir kısmında çeşitli düzeylerde uyum sıkıntısı görülebilir. Bu sıkıntılar büyük çoğunlukta daha ilk gün, geri kalanında ise genellikle ilk hafta çözülmüş olur. Ancak bireysel farklılıkları, aile tutumlarını ve çocukta olması muhtemel daha komplike sıkıntıları gözardı etmemek gerekir. Daha ilk anda sınıfa istekle girip öylece devam eden çocuklar olduğu gibi, uyum süreci uzun ve sıkıntılı geçen çocuklar da olabilir.


Bu dönemin bir uyum süreci olduğunu ve bu sürecin her çocukta farklılık göstereceğini önce ebeveynler kabul eder ve çocuğunu okula göndermede kararlılık gösterirse süreç çok daha kolay atlatılacaktır. Örneğin, anne çocuğunu bırakma konusunda kaygılı ve endişeli davranır, bunu da belli ederse çocuk doğal olarak kaygılanacaktır. Ancak anne sakin olur, bu ortamın güvenli ve eğlenceli olduğuna dair mesajlar verirse çocuk da daha sağlıklı bir şekilde ortama dahil olur.


Nitekim, Erermiş ve diğerleri (2009), çocuğun önemli özdeşim nesnelerinden birinin annesi olduğunu ve doğumdan itibaren annesi ile uzun süreli bir ilişki kurduğu düşünülecek olursa; annenin mizaç özelliklerinin çocuğun stres verici yaşam olayları ile başa çıkmasında ve anksiyete gelişiminde büyük oranda etkin olduğunu ifade etmişlerdir.


Çocuğun sınıfa uyumunda beş aşama gözlemlenmektedir:


1.Aşama: Tanışma (Direnç ya da Kabullenme)

2.Aşama: Gözlem

3.Aşama: Anneden(Ebeveynden) Ayrılma

4.Aşama: Kendi Halinde Uyum

5.Aşama: Dahil Olma


Bazı çocuklar, okul başlayalı neredeyse dört hafta olmasına ve öğretmenin denediği tüm tekniklere rağmen hala sınıfa girişlerde panik olma, endişelenme, ağlama, öfke nöbeti hatta bulantı, kusma, baş veya karın ağrısı gibi fiziksel tepkiler verebilir. Bu durumlarda ayrılık sürecinde aile ve çocuk ilişkisi iyice gözlemlenmeli, ebeveynlerle sürekli iletişim halinde bulunmalıdır. Araştırmalar (Bahalı ve Tahiroğlu,2010; Özcan ve Aysev, 2009; Yurtbay, 1997) bu tür davranışlar sergileyen çocuklarda ayrılık kaygısı bozukluğu, endişe ve heyecan bozukluğu, sosyal fobi ve depresyona bağlı okul fobisi gelişmiş olabileceğini göstermektedir.


Okul fobisi; okula devam etmede veya bir okul günü boyunca okulda kalmada çocuktan kaynaklanan güçlükler olarak tanımlanmaktadır. Bu sorun çocuğun okula gitmeyi reddetmesini, okula gitmesi ancak daha sonra derslere devam etmeyip okuldan ayrılmasını, okul günlerinde psikosomatik yakınmalar veya öfke patlamaları gibi davranış sorunlarının olmasını, okula gitmek yerine bakım verenleriyle,evde kalmayı tercih etmesini de içerir. BU problem de sıklıkla uzun süre okula devam edememe ile sonuçlanır (Özcan ve Aysev, 2009).


Okul korkusu yaygın olarak ilk etapta okuldaki herhangi bir sebeple açıklanmaya çalışılabilir. Bu bazen gerçek olabilir ancak genelde okul korkusu olarak adlandırılan korkunun altında yatan sebep duygusal ilişki kurduğu kimselerin (aile, akraba, arkadaş) veya kendisinin başına bir şey gelmesinden ve böylece kendisi için çok önemli bir kişiden ayrılma korkusu vardır. Korku duygusu gerekte bir ayrılma anksiyetesidir (Üre vd., 2001). Bowlby, okul korkusu olan çocukları “gerçek okul durumundan korkma ve kaçınmadan çok, bağlı oldukları kişinin yokluğu veya kaybından ya da güven duydukları ortamdan (ev vb.) uzak kalmaktan korkanlar” olarak nitelendirmektedir. Araştırmacılar,  okul korkusundaki kaygının, çocuğun çoğu kez anneden (daha az olmak üzere babadan) ayrılık korkusu ile ilişkili olduğunu ve çoğunlukla bu tür bozukluklara sahip çocukların anne babalarında da depresif belirtiler ve diğer bozuklukların bulunduğunu belirtmektedir (Bahalı ve Tahiroğlu, 2010; Erermiş ve diğerleri, 2009; Özcan ve Aysev, 2009; Yurtbay, 1997). 


Ayrılık korkusunun gelişmesinden; çocuğa aşırı düşkün, sorumluluk vermeyen, aşırı disiplin uygulayan, sınırlayan ya da ihmal eden, örnek olmak yerine sadece ve sürekli uyaran, güven vermeyen, suçlayıcı, fiziksel ya da ruhsal sorunları olan ebeveynler çocuğun gelişim aşamalarını sağlıklı atlatamaması yanında, uyum sorunları geliştirmelerinden ve yaşamın ileri dönemlerinde ciddi psikopatolojilerin ortaya çıkmasından sorumlu tutulmaktadır (Erermiş vd., 2009).


Karşılıklı bağımlı patolojik anne baba ve çocuk ilişkileri varlığında okul fobisi daha çok görülür. Bu çocukların çok koruyucu anneleri, çok soğuk ve uzak duran babaları vardır. Bazen ise anne ve baba çocuğa aşırı düşkündür. Kendileri de çocuklarından ayrılmayı göze alamazlar ve çocuk bunun kesinlikle farkındadır. Bazen de anne babaların kendileri nevrotik ve güvensizdir. Çocuğun başına kötü bir şeyler geleceğinden gereksiz yere korkmuş ve çocuğu hep koruma altında tutmuşlardır. Böylece, çocuk kendisinin de farkında olmadığı halde evden uzaklaşınca veya okulda iken annesine, babasına veya kendisine korkunç bir şeyler olabileceğinden korkmaktadır ve bunu engellemek için evde kalmak istemekte, zorlandığında da panik hali yaşamaktadır (Üre vd., 2001).


Aileye Öneriler


1.Doğal Uyum Sürecinde Öneriler


Öğretmenle iletişim halinde olunuz, soru ve kaygılarınızı çocuğunuzun olmadığı bir ortamda onunla paylaşınız. Empatik olmaya çalışınız.


Çocuğunuzla ilgili bireysel bilgileri ve özel durumlarını mutlaka öğretmene iletiniz.


Çocuğunuza güvendiğinizi hissettiriniz, şefkat ve sevgi ile yaklaşınız.


Çocuğunuza okulun güvenli ve eğlenceli bir yer olduğu şeklinde mesajlar veriniz.


Çocuğunuzdan ayrılma sürecini bir törene çevirmeyiniz, kararlı davranınız, kısa ama etkili bir veda ediniz, okul bitiş saatinde mutlaka orada olacağınızla ilgili güvence veriniz ve buna uyunuz. Özellikle ilk günlerde çıkış saatinden daha erken okulda olunuz. Gelemeyeceğiniz durumlarda öğretmene bilgi veriniz ve mümkünse çocuğunuzla konuşunuz.


Uyum sürecinde çocuğun olumlu davranışlarını ödüllendiriniz.


Uyum süreci sonrasında öğretmenle iletişimi mutlaka devam ettiriniz.


2.Okul Fobisi Gelişmiş Çocuklarla İlgili Durumlarda ve Özel Eğitime Muhtaç (Kaynaştırma Eğitim Alan Çocuklarla) İlgili Öneriler


İlk olarak çocuğun okula gitmesi konusunda tutarlı davranmak gerekmektedir. Okul korkusuyla başetmede yapılacak ilk iş çocuğun olabildiğince çabuk okula geri dönmesi ve devamsızlık yapmamasıdır. Okula devam etme çocuk için kendi gündemini oluşturmasını sağlayacak, çocuğun korku nedeniyle yaşadığı belirtiler azalacak ve tüm bunların sonunda çocuk okula gitmekten yeniden zevk almaya başlayacaktır (Bahalı ve Tahiroğlu, 2010; Sosyal ve Bodur, 2004).


Okula gitme zamanı yaklaştıkça ebeveynlerin kaygılarını kontrol etmeleri gerekmektedir. Anne-baba çocuğun huzursuzlanacağına yönelik bir kaygıya sahipse, bu onların duygu, düşünce ve davranımlarını etkileyecektir. Bu nedenle çocuk okula gideceği gün, aile üyelerinin sıradan bir günmüş gibi davranmaları, korkuyu çağrıştıracak  ya da tetikleyecek davranımlardan uzak durmaları gerekmektedir (Sosyal ve Bodur, 2004).


Çocukla korkusunu ve nedenleri konuşmak onun duygu ve düşüncelerinin önemli olduğunu iletmek açısından önemlidir. Ancak, bu durum sürekli olarak bu korkuyu konuşmaya ve gündem oluşturmaya dönüşmemelidir. Çocuğun aile üyeleri dışında da yakın ilişkiler kurabileceği insanların olması kendini güvende hissetmesi açısından oldukça önemlidir. Bu nedenle çocuk akranlarıyla iletişim kurması yönünde desteklenmelidir (Soysal ve Bodur, 2004).


Kaynak: Uluğ, M.O, Karadeniz, G. (2011). Okulöncesi ve…. Nobel Yayınevi, s. 23-37.


Menü

Facebook




Twitter